rahmihoca.comMARKO PAŞANIN KONAĞI (DESTURSUZ GİRİLİR)TERAPİ ODASI (HER TÜRLÜ SIKINTILARINIZI YAZIN.BELKİ ÇARE BULUR MARKO PAŞA)Marko Paşa Kimdir?
Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: Marko Paşa Kimdir?  (Okunma Sayısı 109 defa)
Goplu
ADMİN
Çalışkan Üye
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 137



« : Mayıs 06, 2007, 03:02:38 ÖÖ »

Marko Paşa ya da asıl adıyla Marko Apostolidis (Yunanca: Μάρκος Αποστολίδης) (ö. 1888) Rum asıllı bir Osmanlı hekimiydi.

Doğum tarihi bilinmeyen Marko Paşa ilk ve orta öğrenimini Yunanistan'ın meyve bahçeleri ve bağlarıyla ünlü Syros Adası'nda yaptı. Sonra, ailesi ile birlikte gittiği İstanbul'da Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane'yi (Askeri Tıbbiye) bitirdi. Mezun olduğu yıl, cerrahi kliniği şefliğine atandı. İyi bir hekim olarak kısa sürede ün kazandı ve mirlivarlığa (Osmanlılar'da sancak beylerine verilen paşalık rütbesi) yükseltilen ilk hekim oldu. 1861'de Sultan Abdülaziz'in hekimbaşılığına getirildi. 1871'de Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane Nazırlığı'na atandı. 1878'de, II. Abdülhamit döneminde Meclis-i Ayan (Senato) üyeliği'ne getirildi. Kırımlı Aziz Bey'le birlikte Hilâl-i Ahmer Cemiyeti'nin (Türkiye Kızılay Derneği) kurulmasında katkıda bulundu.

Marko Paşa çok sabırlı bir hekimdi. Hastalarını uzun uzun sabırla dinler, dertlerine tıbbi yönden yardımcı olmakla birlikte, onlara manevi huzur ve rahatlık vermeğe de özen gösterirdi.

Marko Paşa'nın bu ünü halk arasında iyice yayıldı ve zamanla, yakınmayı dinleyecek kimsenin olmadığını vurgulamak için söylenen "Derdini Marko Paşa'ya anlat" deyimi ortaya çıktı. Marko Paşa 1888 yılında vefat etti.

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Marko_Pa%C5%9Fa_%28dergi%29

Logged

Duydum ki kalpten kalbe açılan
bir pencere varmış,
Ama eğer hiç duvar yoksa,
Bir pencereye bile gerek yoktur.
Mevlana
Goplu
ADMİN
Çalışkan Üye
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 137



« Yanıtla #1 : Mayıs 06, 2007, 03:03:33 ÖÖ »



Marko Paşa...
       
    HİÇ ağzımızdan düşürmeyiz: "Git, derdini Marko Paşa'ya anlat!"
    Rivayete göre Marko Paşa, herkesin derdini dinlermiş ama, boş dinlermiş...
    Marko Paşa, deyince aklımıza hemen Aziz Nesin ile Sabahattin Ali'nin çıkardıkları "Marko Paşa" dergisi gelir, siyasi mizahımızın başyapıtıdır, o dergi.
    ***
    PEKİ, kimdir Marko Paşa?
    Prof. Dr. Taner Timur da, bunu merak etmiş, lakin Tanzimat sonrasının, ünlü ve sevimli doktoru hakkında net bir tabloya rastlayamamış... (x)
    Marko Paşa, Rum asıllı bir doktor ve Osmanlı Paşa'sıdır.
    Tıbbıye - i Şahane nazırlığı sırasında şöhreti yayılmıştır Paşa'nın, burada istibdata karşı olanları koruyup kolladığı da söylenir.
    Marko Paşa'nın hayatı hakkında yazılı belge yok denecek kadar az, yazılı değil, konuşan bir kültürün sonucu budur.
    ***
    MARKO Paşa hakkında iki önemli tanık var, biri "Tıbbıye Tarihi" yazarı Binbaşı Elhaç Rıza Tahsin, diğeri de Cemil Topuzlu....
    Birincisi Marko Paşa'yı öve öve bitiremez, doktor olan ikincisi de yerin dibine batırır...
    Kendisi de doktor olan Cemil Topuzlu, o'nun için şöyle der:
    "Bu zatın doktor olarak liyakatı yoktu; lakin çok kurnaz, ipe un seren bir adamdı. Halk arasında, derdini Marko Paşa'ya anlat sözü de buradan gelir. Yani dert dinlemez, derde deva bulmaz, bir kelime ile kös dinlemiş, demektir."
    ***
    PROF. Taner Timur, Fransa Ulusal Kitaplığı'nda 1861 - 1872 tarihli dört mektup ve bir broşür bulur. Mektupların sahibi Niko isimli Rum asıllı bir Osmanlı doktorudur, meslektaşı Marko Paşa'yı yolsuzlukla suçlamaktadır.
    Marko Paşa, ordunun ilaç donanımını rekabete açık bir ihaleye çıkarmamış, bunu tekel olarak George Bey'e vermiştir. Bu durum ilaç fiyatlarını yükseltmekte ve haksız kazanç sağlamaktadır. Oysa ilaç işi ihaleye çıksa Dr. Niko, ilaçları Paris'ten getirecek ve yüzde 30 ucuza maledecektir.
    Prof. Taner Timur şöyle der:
    "O dönemde Osmanlı mülkünün her karışında yürürlükte olan yağma sisteminin, hastane donanımını da kapsıyor olmasında şaşılacak bir yan bulunabilir mi?"
    Aynı sistemi, Cumhuriyet'in son yılları için düşünmek acaba yanlış olur mu?
    ***
    MARKO Paşa, sonunda ilaç yolsuzluğundan mahkum olur.
    Saray'a alınan ilaçlarda 2 bin lira açık vardır.
    Marko Paşa'nın hasta yatağından verdiği cevap hazindir:
    "Bu parayı ödeyecek takatim yoktur."
    ***
    PEKİ, kimmiş bu Marko Paşa?
    Taner sorar:
    "Hayati bir kurumu, istibdat darbelerinden korumuş bir hürriyetperver miydi? Yoksa silik bir yönetici, herkesin nabzına göre şerbet veren bir idare - i maslahatçı mıydı? Veyahut da Hazine'yi soyan bir ilaç simsarı mıydı?"
    Belki de hepsinden birer parça vardı ve geriye "Marko Paşa efsanesi" kaldı.
    Taner Timur'un dediği gibi "Dinlemekten çok konuşma tutkusunun hakim olduğu bir kültürde, böyle bir efsanenin korunması kötü bir şey sayılabilir mi?"
    Neyse, siz, yine derdinizi, gidin Marko Paşa'ya anlatın...
   
    (x) Toplumsal Tarih Dergisi, sayı:117, Eylül 2003
   
    h.pulur@milliyet.com.tr
Logged

Duydum ki kalpten kalbe açılan
bir pencere varmış,
Ama eğer hiç duvar yoksa,
Bir pencereye bile gerek yoktur.
Mevlana
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer: